Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Vali’den Gaziler Günü Mesajı…

Vali’den Gaziler Günü Mesajı…

Başkan Aksu’dan 19 Eylül Mesajı…

Başkan Aksu’dan 19 Eylül Mesajı…

Erener’den “Gaziler Günü” Mesajı…

Erener’den “Gaziler Günü” Mesajı…

Hemşerimiz Kurt’tan Kaymakam Ermiş’e Milli Forma…

Hemşerimiz Kurt’tan Kaymakam Ermiş’e Milli Forma…

Uluslararası Çocuk Merkezi Uzmanları Giresun’da…

Uluslararası Çocuk Merkezi Uzmanları Giresun’da…

Bu Duruma Nasıl Geldik, Nasıl Kurtulabiliriz?…
  • HüseyinÇAKICI
    • Hüseyin ÇAKICI
    • huseyin.cakici@goreleden.com
    • 6 Eylül 2018 - 00:14:56
  • 23

İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ BU KATLANILMASI ZOR DURUMA NASIL GELDİK NASIL KURTULABİLİRİZ.
Ülkemiz önemli darboğazdan geçiyor. İflasın eşiğine geldik. Aylık ödememiz gereken dış borç taksitinin ondokuz milyar dolar olduğu ekonomistler tarafından dillendiriliyor. Doların aniden 7.00 tl ye çıkması içinden çıkılmaz bir piyasa oluşturdu. Her gün özellikle temel ihtiyaç maddelerine yapılan katlanılması mümkün olmayan zamlar toplumu bunatmaya başladı. Laik Demokratik Cumhuriyetimiz din eksenli tek adam rejimine evrildi. Demokrasinin tüm kurumları yıpratıldı. Ülkeyi yönetenler demokrasinin sadece oy kullanmak olduğunu düşünerek bin bir hile ile sadece seçim sürecinde oy kullanmayı demokrasi sandılar. Demokrasinin hukuk, adalet ve insanlık onuru tarafını göz ardı ettiler. Bu yapılanma ülkemizi emperyalizme daha da açık hale getirdi. Tarım politikamız çöktü. Anavatanı anadolu olan tarım ürünlerimizin üretimi durdurularak dışarı bağımlı hale getirildik. Başta buğday olmak üzere kurufasulye, mercimek, mısır gibi tahıl ürünleri ile samanı bile ithal etmeye başladık. En önemlisi büyük baş ve küçük baş hayvancılığımız yok edilerek eti de dışarıdan ithal eder duruma geldik. Yeterli kontrol yapılmadan yapılan et ithalatı yüzünden yedi çeşit ölümcül hastalıklarla tanıştık. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerimizin bazı bölgeleri şu an karantina altında. Toplumun sağlığı tehlikeye düşürüldü.
Cumhuriyetin bin bir güçlükle tüm yoksulluğuna rağmen kurduğu tüm fabrikalar yok pahasına ya yabancı şirketlere ya da yandaşlara satıldı. Üreten değil tüketen bir oplum haline getirildik. Fabrikalar kapatılınca işsizlik arttı. Nerde ise her üç gencin ikisi işsiz durumuna düşürüldü. Enflasyon iki haneli rakamlardan düşmüyor. Egitim tarikatların denetimine verildi. Her gelen Bakan kendine göre sistem oluşturmaya çalışarak eğitim sistemimizi içinden çıkılmaz hale getirdiler. Dünya ülkeleri birincil yatırımını eğitime yaparken biz eğitim ödeneğini kestik. Çünkü konuşmayan, bilmeyen tar
tışmayan, sorgulamayan sadece oy veren bir topluluk olmamız isteniyordu.
Peki bu içinden çıkılmaz ekonomik sosyal ve siyasi duruma nasıl geldik, nasıl getirildik. Aslında irdelenmesi gereken olay budur. Bunu irdelemeden doğru tesbit yapmadan bu kaos ortamından kurtulmanın mümkün olmadığını düşünüyorum.
Bu gelişmeyi yaşadığım bölgemdeki gözlemlerimle açıklamaya çalışacağım. Bizim gençlik yıllarımızda ilçemizde VEKALE adı altında dini sohbetlerin yapıldığı çayların içilip yemeklerin yendiği küçük odalar ortaya çıkmaya başlamıştı. O zamanda bu sadece dini sohbetlerin yapıldığı insanların namazdan çıktıklarında birlikte çay içip sohbet ettikleri küçük toplanma yerleri olarak değerlendirildiği için kimsenin dikkatini çekmedi. VEKALE: Nakşi Bendi Tarikatinin Halidi kolunun dini eğitim verdiği toplanma yerlerinin adıdır. O yıllar Nakşibendi tarikatı başta olmak üzere tüm tarikat ve kolları ülkenin her tarafında gelecek te kendileri için mürit yetiştirme işine koyulmuştu. Nakşibendilerin yanında Süleymancılar adı verilen bir başka tarikatte ilçemizde Kuran Kursu açmıştı. Buranın Kuran Kursu olmadığını aslında öğrenci yurdu olduğunu bir davette öğrenmiş çok şaşırmıştım. Müdür odasının duvarında lise, Ticaret Lisesi ve Ortaokul öğrencilerinin listelerini görünce bu listeler burada ne arıyor değidimde aldığım cevap beni çok daha fazla şaşırttı. Burası kuran kursu değil öğrenci yurdu idi. Çocuklarını okutmak isteyen köylü ve yoksul aileler çocuklarına ücretsiz barınacak, yatacak, karınlarını doyuracak kendilerine göre güvenli bir yer bulmuşlardı. Dini eğitim görecek olmalarıda kulaklarına hoş geliyordu. Ülkenin her tarafına yayılan bu yurtlar toplumun en kılcal damarlarına kadar inerek kendi inanç ve düşüncelerini hayata geçirecek militan insanlar yetiştirdiler. Geometrik dizilimle genişleyip büyüyen bu guruplar otuz – kırk yıl sonra ülkemizin kaderini belirler hale geldiler. Devlet bu yasal olmayan uygulamaya adeta göz yumdu, görmemezlikten geldi. Sağ siyasi partiler oy alma kaygısı ile bu tarikatların gelişmesine göz yumdukları gibi gizlice de desteklediler. Belirli kitlesel çoğunluğu yakalayınca İmamhatip ve baş örtüsü sorunları ile toplumu kontrol altına almaya başladılar. İhtiyaçtan fazla imamhatip açtılar. 1995 yılında ikibin küsur İmam ve Din Görevlisi ihtiyacına karşılık elli beş bin imamhatip mezunumuz vardı. Elde biriken bu imamhatipli gençleri DİYANET İŞLERİ başkanlığı kadrolarına alınıp oradan da yatay geçişle Milli Eğitim kadrolarında isdihdam ettiler. İmamhatip mezunlarının üniversite, Askeri okullar ve Polis kolejlerine girememelerini insan hakkı ihlali düşüncesi ile eylemler başlattılar. Halk bu konuda olgunlaştırıldı. Arkasından baş örtüsü sorununu gündeme getirdiler. İmamhatip mezunu baş örtülü kızlarımızın resmi kurumlarda çalışamamalarını bahane ederek halkı tahrik ettiler. Her cuma ülkemizin büyük sehirlerinin büyük camilerinde cuma namazından sonra büyük mitingler düzenleyerek halkı bu konuda hazırladılar. Her sey olgunlaşmıştı. Yetiştirdikleri bu gençleri devlet yönetim kadrolarına koymaları gerekiyordu. En uygun yer mahalli idarelerdi. Bu gençler belediyelerde isdihdam edildiler. Daha sonra da mahalli seçimlerde belediye başkanları olarak devletin üst kadrosunda yer aldılar. Sıra devleti doğrudan yönetmeye geldi. Kurdukları dini düşünceyi ön plana çıkaran parti ile halkın din duygularını da kullanarak iktidara geldiler. Bu mücadele devam ederken İmamhatip Lisesi mezunları üniversite ve Askeri okullarla Polis Kolejlerine girme hakkı elde ettiler. Çeşitli üniversitelere yerleştirilen bu gençler hakim, savcı, kaymakam ve vali oldular. Sıra devlet kadrolarında, Silahlı Kuvvetler ve emniyet teşkilatında demokrat Atatürkçü aydın yöneticilerin ayıklanmasına geldi. ERGENEKON, BALYOZ……. gibi uydurma davalarla Ordu içinde Atatürkçü ve Cumhuriyetçi subayları tasfiye ettiler. Türk Ordusunun en mahrem yeri olan KOZMİK odaya girerek en mahrem sırlarının emperyalizmin eline geçmesine neden oldular. Her şey emperyalizmin kurguladığı gibi gidiyordu. 1946 yılında yayınlananTRUMAN DOKRİNİ kapsamında 1950 de başlayan plan uygulanmış ülke teslim alınmıştı. Sıra Laik Cumhuriyeten intikam almaya geldi. Entrikalar ve seçim hileleriyle Demokratik Laik Cumhuriyet yönetimine son verilerek tek adam rejimine dayalı adeta feodal aşiret yönetimi gibi akraba ve yandaşlardan hükümet kurularak ülkenin kaderini ellerine geçirdiler.
Kimse bu eylemlerin arka planındaki politik hedefi düşünmedi. Ancak 28.Şubat. 1997 yılında Milli Güvenlik Kurulunun kararı bu tehlikeyi işaret ediyordu. Ancak toplumsal anlamda irtica o kadar mesafe kat etmişti ki 28 Şubat kararları adeta din ve demorkasi düşmanı, inanç özgürlüğünü yok eden bir karar olarak topluma anlatılmaya başlandı. Bu ortamda Nur Cemaatinin yaşayan lideri Fettuh Gülen siyasi otoritenin desteği ile bürokrasinin bütün kılcal damalarına kişilerini yerleştirmişti bile. Ordunun bütün bölümlerine Emniyet teşkilatının her birimine planlı biçimde kendi cemaat evlerinde yetiştirdikleri insanları yerleştirdiler. Bu insanlar ülkenin her yanında mantar gibi çoğalan VEKALE ve kuran kurslarında, öğrenci yurtlarında yetişen öğrencilerdi. Baş örtüsü ve İmam hatip eylemleri ile önemli haklar elde etmişlerdi. Sermaye bu guruba kayarak el değiştirdi. Burada tecrübe ve sempati sahibi oldular. İktidara gelir gelmez asıl görevlerini yerine getirmeye başladılar. Bu durumda o kadar itinalı ve politik davrandılar ki kimse fark etmedi bile. Adeta kurbağayı soğuk suda kaynatmak gibi. Cumhuriyetin değerlerini kenarlarından köşesinden yıpratmaya başladılar. Öncelikle kurumların sosyal tesislerini kendi düşünceleri doğrultusunda düzenlediler. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorlukları değerlendirerek Cumhuriyetin kazanımlarını özelleştirme kapsamında uluslar arası sermayeye sattılar. Milli Eğitimi laik bilimsel çizgisinden çıkararak şeriyatcı dinci bir statüye evirdiler. Cumhuriyetin tüm değerlerini ayaklar altına aldılar. Milli Bayramları sudan bahanelerle yasakladılar. Atatürk ve laik cumhuriyet karşıtlarını güvendirdiler. Bu sırada terör bütün şiddetiyle devem ediyor, ülkemizin fidan gibi gençleri bu çirkin savaşta ölmeye devam ediyorlar. Geldiğimiz noktada ülkemiz akraba eş dost ve damatlarla yönetilen( yönetilemeyen) tek adam yönetimine dönüştü. Bu kaos ortamından çıkmanın tek koşulu, bu noktaya nasıl geldiğimizi irdelemek, asl olan doğruları halka güvence vererek demokratik kurallar çerçevesinde cesaretle anlatmaktır. Atalarımızın bizlere emanet ettiği vatan tuttuğumuz Dünyanın en güzel en verimli topraklarının sanki ayaklarımızın altından kaydığını hisseder gibiyim.
Ülkesini seven akıl ve bilimden yana çağdaş insanlar diğerlerinden daha cesaretli olarak bir araya gelmeli. Gerekirse yeni demokratik siyasi bir oluşumda oluşum da toplanmalıdırlar. Yoksa görünen köy klavuz istemiyor. Büyük bir hızla uçuruma doğru gidiyoruz.
Emeğin ve insanlık değerlerinin egemen olduğu, Demokrasinin kurum ve kuruluşları ile yaşama geçtiği, çağdaş bilimden yana bir toplum düzeni dileği ile saygılar sunuyorum. 05. 09. 2018
Hüseyin ÇAKICI
Emekli Tarih Öğretmeni

  • Etiketler
  • Yorumla

 

 



ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz ?

BÖLGESEL AMATÖR LİG GRUP 4
O G B M P
1 . Fatsa Belediye 26 20 5 1 65
2 . Ünye 1957 26 15 6 5 51
3 . Yeni Amasya 26 14 8 4 50
4 . Ladik Bld. 26 14 7 5 49
5 . Çarşambaspor 26 13 6 7 45
6 . Sarkışla Bld 26 12 8 6 44
7 . Atakum Bld. 26 12 7 7 43
8 . 1926 Bulancak 26 7 11 8 32
9 . Turhalspor 26 10 2 14 32
10 . Sinopspor 26 6 8 12 26
11 . GÖRELESPOR 26 6 6 14 24
12 . Sivas Demir 26 4 4 18 16
13 . Ç.Eti Gençlik 26 4 3 19 15
14 . Orduspor 26 2 5 19 -1
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz