Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
“Giresun’da Efsaneler Söylenecek Masallar” Kitabı İçin İmza ve Söyleşi…

“Giresun’da Efsaneler Söylenecek Masallar” Kitabı İçin İmza ve Söyleşi…

Lider GÖRELESPOR, Iğdır Deplasmanında…

Lider GÖRELESPOR, Iğdır Deplasmanında…

Üretici Fiskobirlik’e Destek Olsun!…

Üretici Fiskobirlik’e Destek Olsun!…

Ordu Emniyeti’nden EDS Açıklaması!…

Ordu Emniyeti’nden EDS Açıklaması!…

Eynesil Belediyespor, Tireboluspor’u Konuk Edecek…

Eynesil Belediyespor, Tireboluspor’u Konuk Edecek…

Görele’de Sonbahar (Aydın Kulak)…
  • MisafirKalem
    • Misafir Kalem
    • misafir.kalem@goreleden.com
    • 13 Ekim 2018 - 04:44:32
  • 6

(Şair Ahmet KAÇAR’ın anısına, Allah gani gani rahmet eylesin.)

Artık hazan mevsimidir başlayan. Dağların zirvelerine doğru akın eden bulutlar vardır şimdi. Kül rengi bir hüznü taşıyan bulutlar. Yağmurlar sepelemektedir yaylaların yüreği geniş düzlüklerine. Şenlikler bitmiştir. Kemençeler susmuştur. Horon seslerinin yerini, caranak caranak yağan bir yağmurun telaşlı sesi almıştır şimdi.

Sis Dağı’nın üzerinde karayelin savurduğu kapkara bulutlar dolaşmakta, o koca göğü kaplayan bulut gölgeleri Haş Dağı’nı görünmez yapmaktadır. Biten şenliklerden artakalan çöplerle bir başınadır yaylalar. Koca bir yılın özlemiyle şenliklerde horon tepen, çadırlar kurup günlerce eğlenen ağustos sevdalıları da gitmiştir ilk yağmurla. Son birkaç köylü de vargit çiçeklerinin açmasıyla düzmüştür kervanını.Bir hüzün, bir yayla, bir de vargit çiçekleri. İşte koca bir yazdan arta kalanlar, hepsi bu!

Ala doğanların hırçın sesi vardır şimdi sessiz gökyüzünde. Giden gurbetçilerin emanet türküsünü söylemektedir kendince;

Oy Sis Dağı, Sis Dağı

Eritemedin karı

Bu yıl da böyle geçsin

Yüreğimin efkârı

Islanmıştır fındık ocakları. Güz güllerinin yapraklarında damlacık damlacık çiy taneleri vardır. Görele köylerinin köy türküleri gibi tomurcuk bir sevdaya durmaktadır onlar da! Koca bir ceviz ağacı rüzgâra karşı dimdik durmaktadır. Yazdan kalma bir kabadayılıkla, hemen yanındaki kiraz ağacına bakmaktadır. Yenerim ben bu rüzgârı edası vardır tavırlarında. Kiraz ağacı ise titremektedir artık. Son birkaç yaprağı da savrulup gitmiştir. Anadan doğma çırılçıplaktır, üşümektedir. Delikanlıların, genç kızların kulağına küpe diye taktığı yemişlerini düşünüp, yazdan kalma anılarıyla ısınmaya çalışır.

Derelerin sesi daha güçlü çıkmaktadır şimdi. Dik yamaçlardan akan yağmur suları, denize kavuşma sevdasıyla hızlı hızlı varmaktadır derelere. Dereler coşkun, dereler deli. İşte bu mevsimdir derelerin türkü mevsimi.

Gelen coşkun sularla değirmenler dönecektir artık. Mısırlar öğütülecek, çuval çuval unlar hazırlanacaktır. Çuval çuval unlar hazırlanacaktır ama ne çare? Ocağı tüten, bacasından duman çıkan kaç hane vardır ki şu koca dağların yamacına dizilmiş sıra sıra köylerde? Herkes ekmek kavgasına alıp başını gitmiştir gurbetlere. Kimisi İstanbul, kimisi Alamanya. Hepsinin yüreğinde yeşil bir memleket özlemi ama nafile! Ağustostan ağustosa yaşanan yalancıktan vuslatlar, hepsi o!

Turşular kurulmuş, fasulyeler kurutulmuş, pekmezler kaynatılmış, çetin geçecek bir kışı karşılamak üzere tüm erzak ve cephane tam takım düzülmüştür. İş artık salıdan salıya Görele Çarşısına inmeye kalmıştır. Taze somun ve hamsi almak için, denizi görmek, koklamak için. Köylü kadınlardan mevsimlik sebzeler almak için.

Görele’ye varan yollar döne döne gider menzile. Çamura bulana bulana gider. Her dönemeçte dağlardan akıp gelen sular küçük göletler olmuş, arabaların makasını kıracak çukurları gizleyerek, sinsi bir tuzak haline gelmiştir. Öyle ya 10 kilometrelik, 15 kilometrelik yollar için 150 metre beton tahsis etmiştir kaymakam. Biriktirirsen 100 yıl sonra yolun tamamdır İnşallah!

Yollar bir türlü varmak bilmez Görele’ye. Yağmur, çamur, göçük ve heyelanlar. Mevsimin ilk yağmuruyla yollara akan topraklar. Siz bilmezsiniz bu yolları ah; ne canlar yakmıştır. Ne hikâyeler vardır yoldan aşağı uzayıp giden uçurumlarda, ne yarlar vardır, ne yaralar.

Kumyalı’da denize düşmektedir sokak lambaları ve evlerin yanan ışıkları. Görele ıslak bir sonbaharı yaşamaktadır. Erkenden boşalmaktadır sokaklar. Bir tek kahvehanelerde kâğıt oynayan adamların sesi vardır. Pişti oynayanlar, Kadeveliellibir oynayanlar, okeye dönenler. Mevsim kışa çalınca, köylerin müşterileri de azalmış, cipler ve minibüslerin korna sesleri de duyulmaz olmuştur. Fısıldayan türküsüyle bir başına kalmıştır Görele sokakları. Havanın kararmasıyla yaşam türküsünü rüzgârın ıslıklı sesine bırakır sokak araları. Başıboş kedilerin ince miyavlamaları duyulur bazen. Bazense bir ağaçtan düşen sararmış son yaprağın hışırtısını işitir gibi olursunuz.

En büyük yalnızlığı Görele Otogarı çekmektedir aslında. O şen şakrak geçen yaz günlerinin yerini şimdi bomboş terminaller almıştır. Terminal görevlisi can sıkıntısından peşpeşe sigaralar içmekte, boş gözlerle boş sokakları izlemekte ya da izler gibi yapmaktadır. Aslında o da bilmez neler geçtiğini aklından. Onca insan, onca kalabalık bir masalın başlangıç tekerlemesi gibi, “bir varmış, bir yokmuş” oldular. Sahiden de var mıydılar, yok muydular?

Aklı karışıyor insanın!

Terk edilmiş bir üvey evlat yalnızlığını sabahın erken saatlerinde kükremeye başlayan balıkçıların motor sesleri bozar. Güneşi sancak bordasına alan balıkçı takalarının reisleri, kuzeye doğru uzayıp giderler. Hamsi avıdır başlayan, balık avıdır. Nasip kısmet ne ise ona açılır giderler. Bir taraftan güvertede ağlarını onarırlarken, diğer taraftan güneşin yazdığı o kaçamak sabah şiirini dinlemeye çalışırlar. Köy manileri gibi kısa kısadır güneşin şiiri. Bir dörtlük söyler, kaybolur bulutların arasında, sonra yine bir dörtlük. Sonra kısa çisintilerin melodisi eşlik eder, bulutlar bir hızlanır bir yavaşlar, bir kapkara kararır, bir açar.Bir sonbahar sonesi kendince söylenir gider.

Artık mevsim, denizin kemençe ve horon mevsimidir. Dalgalar hırçın, dalgalar sert. Tıpkı usta bir horoncu gibi… Bir eğilip bir kalkar, arada naralar atar. İkliminin uşağı gibi, deli oynar horanını bıçkın Karadeniz.

Görele sahili, denizle hırçın bir aşka savrulmuştur şimdi. Deli dolu sevda dalgaları, sahildeki sevgiliye ulaşmak, tastamam sarılmak için var gücüyle atar kendini toprağa doğru. Vuslat nağmeleri yayılır toprağın içine içine. Her köpük bir öpüş, her dalga bir uzanıştır sevgiliye.

Tepelere doğru birdenbire yükselir Görele. Karanlıkta yeşilin tonlarını ve berraklığını seçemezsiniz. Uzaklarda, çok uzaklarda ve tepelerde bir köy evinin ışığı belli belirsiz yanar.

Belki de bir şairin evidir bu, kim bilebilir ki? Bu sonbahar mevsiminde, sonbaharını yaşayan bir şairin geride bırakacaklarına var gücüyle fısıldadığı mısralar örgülenmektedir belki de oracıkta. Rüzgârına direnen birkaç yaprağın inatçı ruhu, ilham olup akmaktadır belki de sözcüklere. Belki de güllerle dolu bir aşiyandan, gül kokulu dizeler salınmaktadır sevdalı yüreklere!

Bu kırık kalple üzgün bir sonbahar akşamı

Rüzgârın ittiği dallar gibi nereye?

Başlangıcı ve sonu bilinmeyen zamanı

Bitirmek için geçen anlar gibi nereye?

….

Kendini bir alevin kucağında bulacak

Koparılmış bir yaprak acısında solacak

Yağışı karanlığın son yağmuru olacak

İklimini şaşırmış karlar gibi nereye

Yaşlı bir kurt olan şair, bilir ki her mevsim sonbahardır Görele’de. Terkedilmiş bir ilk aşk olmanın hüznü, kocaman kocaman açar bu şehrin soluklandığı her yerde. Ekmek parası için gurbete giden o ateşli sevgililerin yalancı yaz fısıldayışları, o ateşli kemençe sevdalıkları, hep gelip geçicidir. Koca bir yalnızlık ve koca bir hazandır bu şehrin sokaklarına sinen.

Oysa onun istediği, karataş fırından çıkmış sıcacık bir somun ekmeğinin kokusu gibi tepeden tırnağa hissedilmek, aşığının içine sinmektir ama nafile.

Terk eden her aşık, kavuşmalarını sonbaharlara saklar nedense. Yaşamının sonbaharında mazisine gizlediği o ilk aşka dönmeyi, sıcacık sarılmayı hayal eder hep. Baharlar gelip geçecek, yazlar gelip geçecek, her şey o sarıya bürünmüş sonbahara saklanacaktır. Uzun bekleyişlerin, bitip tükenmişliklerin olacağı kış, yaşama dair sevdalıklar için geç kalınmış bir mevsimdir. Ne varsa sonbaharda yaşanmalıdır velhasıl.

Daha ötesinde ne olacağını kim bilebilir ki?

Ve Görele hep sonbaharları yaşar, giden sevgilileri bir an önce dönsün, geri gelsin diye!

Aydın Kulak-2010

(Bu yazıda Ahmet Kaçar’ın bir şiiri ve bir köy manisi kullanılmıştır.)

Gönül Şairi Ahmet Kaçar’ı tanımak istiyorsanız: https://www.youtube.com/watch?v=vrHzk1rDi6A ve http://www.ahmetkacar.com/biyografi/ bu linki takip ediniz.

  • Etiketler
  • Yorumla

 

 



ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz ?

BÖLGESEL AMATÖR LİG GRUP 3
O G B M P
1 . GÖRELESPOR 4 3 1 0 10
2 . Kelkit Hürriyet 4 3 1 0 10
3 . Iğdır Esesspor 4 3 0 1 9
4 . Arhavispor 4 3 0 1 9
5 . Tonya Doğanspor 4 2 1 1 7
6 . Araklı 1961 4 2 0 2 6
7 . Bulancak 1926 4 2 0 2 6
8 . S.Gençlerbirliği 4 2 0 2 6
9 . Yakutiyespor 4 1 2 1 5
10 . Bayburt Bld. 4 1 1 2 4
11 . Çayelispor 4 0 2 2 4
12 . Haçkaspor 4 0 2 2 2
13 . Kendirli Bld. 4 0 1 3 1
14 . Serhat Ardahan 4 0 0 4 0
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz