Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
“Giresun’da Efsaneler Söylenecek Masallar” Kitabı İçin İmza ve Söyleşi…

“Giresun’da Efsaneler Söylenecek Masallar” Kitabı İçin İmza ve Söyleşi…

Lider GÖRELESPOR, Iğdır Deplasmanında…

Lider GÖRELESPOR, Iğdır Deplasmanında…

Üretici Fiskobirlik’e Destek Olsun!…

Üretici Fiskobirlik’e Destek Olsun!…

Ordu Emniyeti’nden EDS Açıklaması!…

Ordu Emniyeti’nden EDS Açıklaması!…

Eynesil Belediyespor, Tireboluspor’u Konuk Edecek…

Eynesil Belediyespor, Tireboluspor’u Konuk Edecek…

Köy Enstitüleri Hakkında…
  • HüseyinÇAKICI
    • Hüseyin ÇAKICI
    • huseyin.cakici@goreleden.com
    • 4 Ekim 2018 - 16:22:49
  • 16

Osmanlı eğitim sistemi Medreselere dayanıyordu. Bilim dışı ve çağ dışı idi. Arap harflerinin okunması ve yazılmasının zor olması, Türkçe ye uygun olmaması nedeniyle okuma yazma oranı şehir nüfusunda % 9 civarında idi. Köylük kesimde ise okuma yazma yok denecek kadar azdı. Tarım dededen görme ilkel koşullarda yapılıyordu. Yapılan tarım halka yetmediği gibi üretim artışı sağlanamıyordu. Anadolu Halkı Atatürk ve arkadaşlarının önderliğinde ülkesini düşmanmdan kurtarmış bağımsız Cumhuriyetini kurmuştu. Bundan sonra yapılacak asıl iş Anadolu Köylüsünü toprağında ve köyünde mutlu üretken kılmak için çağı yakalayacak eğitim ve üretim sistemini yakalalmaktı. İzmir İktisat Kongresinde asıl yapılması gereken işin Anadolu köylüsene toprak vermek onu Toprak Ağalarının egemenliğinden ve baskısından kurtararak, kimlik kazandırmak olduğu karar altına alınmıştı. İlk iş olarak yıllarca halkı karanlığa ve bağnazlığa iten tekke, zafiye, tarikat ve cemaatlerin topluma egemenliğini ortadan kaldırmaktı. Laikliğin asıl amacı oydu. Laiklik hangi inançtan ve hangi ulustan olursa olsun bu toprakları ortaklaşa yaşayan insanların barış içinde mutlu yaşayabilmelerinin teminatı idi. Birbirinden farklı inaçtaki toplumlar ancak laik bir sistemde birlikte barış içinde yaşayabilirlerdi. Onun için de ilk olarak yıllarca hor görülen bi- idrak olarak değerlendirilen Anadolu köylüsünü eğitmekti. Eğitirken de topraklarını en iyi bir şekilde kullanarak üretime sokmaktı.
İlk defa 1937 yılında Köy yaşamına uygun eğitim yapan Köy Öğretmen okulları açıldı. 17 Nisan 1940 ta çıkarılan Köy Enstitüsü kanunu ile bu okullar Köy Enstitüsüne dönüştürüldü. Enstitüler ziraat işlerine elverişli arazisi olan yerlere açıldı. Bu okullara 5 yıllık köy okullarını bitiren çocuklar alındılar. Enstitülerden eğitmen, köy öğretmeni ve ziraat memuru yetiştirildi. Her köye bir öğretmen ancak 15 yıl sonra 1955 yılında gönderilebilmişti. O zaman da Enstitüler kapatılmıştı bile. Öğretmenlere 20 bin lira ödenecek 20 yıl köyde kalarak hizmet vereceklerdi. Amaç köy çocuğunu hayat bakımından köylülüğünü kaybetmeden yetiştirmek, toprağında mutlu üretken ve sağlıklı kılmaktı.
(Not: Önce köy çocuğunu köyden uzaklaştırdılar. Bizden sonra bizim bahçelerimize bakacak fındık toplayacak bahçeyi imar edecek özellikle mısır ekip kurutup yiyecek cocuklarkımız ve torunlarımız olmayacak. Uygulanan eğitim sistemi ile tüm anadolu halkını toprağına yabancı hale getirdiler.)
Köy Enstitülerinde Öğrenciler 8 haftada 44 saat ders yapıyorlardı. Derslerin yarısı kültür dersleri ve uygulamaya ayrılırdı. 11 saat tarım dersi, 11 saat te teknik ders vardı. Bu eğitim günde 10.5 saat sürerdi. Serbest okuma saatlerinde öğrenciler istedikleri kitapları okurlar kendi aralarında kitapları tartışılardı.
Köy Enstitüsü öğrencileri eğitimleri sırasında 306 bina yaptılar.(Derslik, yatakhane, Mutfak, öğretmen evi, ahır, depo….. gibi)
15 bin dönüm yer ekilip biçildi. 250 bin fidan dikildi. 1500 dönüm arazi sebze tarımına uygun hale getirildi. 200 bin bağ dikildi. 9 bin baş hayvan besleniyordu. 20 Enstitüde okuyan 16400 öğrencinin giyecekleri, yiyecekleri, yapıcılık, demircilik, ve tarım işleriyle ilgili aletler üretilir hale getirildi.16 Enstitünün elektiriğini öğrenciler üretmişti.
Köylünün kalkınması, uyanması, hakkını arayan kendini sömürtmeyen bir vatandaş olması korkusu ile Enstitüler baltalandı. Köylünün uyanmasını istemeyen politikacılar, Köy enstitülerinde tutunamayanlar dincilik kisvesi altında çıkarlarını düşünenler, iftiralara inanıp yalanlara kananlar eğitimi anlamayan bilim adamları katıldılar. O dönemde solcu aydınlar tutuklanmaya başlandı. Bir günlük ücretin 25 kuruş bir kilo şekerin 500 kuruş olması, Atatürkçü çizgiden ayrılan tutumu Türk Köylüsü af etmedi. Reşat Şemsettin Sirer Milli Eğitim Bakanı olunca Köy Enstitülerine öldürücü darbeyi vurdu.
1949 yılında tekrar açılmaya başlayan İmam Hatip Okulları da devlet yanıltılarak Laikliği çocuk oyuncağı sanan yöneticiler aracılığı ile Türk İslam Sentezcilerinin bir aracı yapılmas istendi. 1945 yılında toprak kanunu çıkarkılırken Emin Sazak(Eskişehir) “Bütün köylülerin okutulması ne demek tehlikeli bu gidiş diyordu. Onun için CHP parti kongresinde toprak kanununa Emin Sazak- Adnan Menderes- Fatin Rüştü Zorlu – Fat köprülü karşı çıkacak, bizim tarihimizde 4 lü Takrir diyle adlandırılın muhalyefet şerhini koyacaklar, CHP den ayrılarak Celal Bayarın başkanlığında Demokrat Partiyi kuracaklardır. Ülkemiz için sonun başlangıcı böyle başlayacaktır.
Dünya Eğitim tarihine örnek olan ve UNESCO tarafından gelişmekte olan ülkelere eğitim modeli olarak önerilen bu müstesna kurum kapatıldı. Tabiki defalarca yazılarımda belirttim. Burada TRUMAN DOKTİRİ ve ABD nin etkisi de çok belirgindir. Soğuk savaşın başladığı 1946 yılında Truman ABD kongresinden çıkardığı yüz milyon dolarlık yardımı vermek için üç şart koymuştu. -Çok partili düzene geçeceksiniz,-Ağır sanayi kurmayacaksınız.- Köy Enstitülerini kapatacaksınız. Yaşadığımız içinden çıkılmaz bu ortam bu şekilde hazırlandı. Şu an ülkeyi yöneten siyesi iktidar bu planın sonucu uzun uğraşlarla iktidara getirildiler. Bir ABD firmasının ülkemizin maliyesinin denetimini ele geçirmesi, tüm tarım sektörümüzün ve sanayi kuruluşlarımızın elden çıkarılmlası yıllardan beridir bir kanaviçe gibi işlenerek uygulanan bir emperyal planın sonucudur.
Köy enstitülerin kapatılması Türk Köylüsüne Türk Halkına yapılan en buyük ihanetir. Beşikdüzü Köy Enstitüsü denizi tarla gibi kullanıp koruyarak ürettiği balıklarla 21 Köy enstitüsünün yıllık balık ihtiyacını karşılamıştır. Her enstitütü bulunduğu coğrafyanın koşullarında tarım, meyvecilik ve hayvancılık üzerine önemli üretimde bulunuyorlardı. Şimdi ise denizimiz bitme noktasına gelmek üzere, tarımımız çökme noktasına getirilmiştir.
Emeğin yüce değer kabul edildiği, sömürünün olmadığı, insanlarımızın topraklarında üretken ve mutlu olması dileği ile saygılar sunuyorum. 04.09.2018
Hüseyin ÇAKICI
Emekli Tarih Öğretmeni

  • Etiketler
  • Yorumla

 

 



ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz ?

BÖLGESEL AMATÖR LİG GRUP 3
O G B M P
1 . GÖRELESPOR 4 3 1 0 10
2 . Kelkit Hürriyet 4 3 1 0 10
3 . Iğdır Esesspor 4 3 0 1 9
4 . Arhavispor 4 3 0 1 9
5 . Tonya Doğanspor 4 2 1 1 7
6 . Araklı 1961 4 2 0 2 6
7 . Bulancak 1926 4 2 0 2 6
8 . S.Gençlerbirliği 4 2 0 2 6
9 . Yakutiyespor 4 1 2 1 5
10 . Bayburt Bld. 4 1 1 2 4
11 . Çayelispor 4 0 2 2 4
12 . Haçkaspor 4 0 2 2 2
13 . Kendirli Bld. 4 0 1 3 1
14 . Serhat Ardahan 4 0 0 4 0
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz