Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Müze Olarak Kullanılan Vapurdan Düşen Öğrenci Yaralandı…

Müze Olarak Kullanılan Vapurdan Düşen Öğrenci Yaralandı…

İnsan Hakları Mekanızmaları’na Erişim Çalıştayı Ankara’da Yapıldı…

İnsan Hakları Mekanızmaları’na Erişim Çalıştayı Ankara’da Yapıldı…

Tecrübeli Teknik Adam Taş”Zor Maçtı”…

Tecrübeli Teknik Adam Taş”Zor Maçtı”…

Diyabet Hastalığına Ameliyatlı Çözüm!…

Diyabet Hastalığına Ameliyatlı Çözüm!…

Tiroid Bezi Hastalıkları Ve Belirtileri…

Tiroid Bezi Hastalıkları Ve Belirtileri…

Manavcı…
  • ÖzcanTEMEL
    • Özcan TEMEL
    • ozcan.temel@goreleden.com
    • 18 Ekim 2018 - 04:40:45
  • 18

“Dilini eşek arası soksun” dedirtecek yazı başlığını, bilerek kullandım. Beni rahatsız eden bir yanlış kullanımı ortaya çıkarmak, güzel dilimizin bilinçsiz beyinlerde nasıl yozlaştırıldığına değinmek istedim.
Bu, öyle günlük dilde sıradan bir kullanım değil! Halka doğru bilgi vermek, halkı aydınlatmak, bilinçlendirmek, düşündürmek amacı ile çıkan bir yerel gazetede yer alan insanın beynine kan sıçratacak bir sözcük: Bakkalcı!
Yerel gazeteler, yöresel televizyonlar, dil ile ilgili yeterli birikim ve donanımı olmayan hevesli kişilerin yönetiminde çıkıyor ya da yayın yapıyorlar. Ne zaman yerel bir gazeteyi incelesem ya da ne zaman yöresel yayın yapan bir televizyon programı izlesem dil yanlışları gözüme batıyor; içimi sızlatıyor. Ziya Gökalp’ın “Güzel dil Türkçe bize / Başka dil gece bize” dizelerini anımsıyorum.
Alt alta sıralıyorum, usuma geliveren “-cı /-ci…” ekini alarak yeni bir kavram oluşturmayan birkaç sözcüğü:
Manav,
Berber,
Terzi,
Kasap,
Marangoz,
Lokanta…
Bu ve benzeri sözcükler bir işin, uğraşın yapıldığı yerin adını içinde barındırır. Manav denilince mevsimlik meyve ve sebzeler gelir, usa; berber denilince ayna, makas, tıraş makinesi ve diğer berber aksesuarlarını içinde barındıran bir mekân. Kasap denilince et; marangoz denilince ağaç, tahta; lokanta denilince çeşitli yemekler…
Manavcıdan elma aldım, denilmez. Manavdan elma aldım, denilir. Kasapçıdan et aldım denmez. Kasaptan et aldım denilir. Berbercide tıraş oldum hiç denmez! Berbere tıraş oldum, denilir. Sözün özü “kasapçı, berberci, terzici, marangozcu lokantacı” sözcüklerine “-cı / -ci, -cu /-cü; -çı / -çi , -çu / -çü” addan ad yapım eklerinden uygun olan getirilerek gelişigüzel sözcükler türetilemez. Dilin bir mantığı, işlevi, işleyişi vardır. Türetilip kullanılsa da dayatma olur, yapmacık olur, sırıtır. Kendi kuralları içerisinde akan bir nehir olan dil, bu ve benzeri dil yanlışları yatağında barındırmaz; sürükleyip atar, bünyesinden.
Ta on birinci yüzyıldan seslenir, Yusuf Has Hacib: “ Anlayış ve bilgiye tercüman olan dildir. İnsanı aydınlatan dilin kıymetini bil”. Dil ile uğraşanlar, dilin kıymetini, değeri bilinmeli; Türkçeyi güzel ve etkili kullanmalı. Dil konusunda yeterli bilgi ve birikimi olmayanlar, ne yazık ki gazete çıkararak, televizyonda konuşarak dili eğip büküyor, inanılmaz dil yanlışları yapıyor. Ne demek manavcı? Nasıl bir anlatımdır, terzici? Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı!
Torna, fırın, hurda, simit, demir, balık, radyo vb sözcüklere “-cı / -ci…” ekleri getirilerek oluşturulan yeni sözcükler bir işle uğraşan, bir işi yapan, kotaran kişiyle ilgilidir. Tornacı, torna işiyle uğraşır; simitçi, simit satar; demirci, demiri örs üzerinde döverek alet yapar; balıkçı, balık avlayarak geçimini sağlar ya da balık satar. Ekmeği fırıncıdan al beş kuruş da fazla ver, demiş atalarımız.
Kalem olsun eli ol kâtieb-i bed-tahrîrin
Ki fesâd-ı rakamı sûrumuzu şur eyler
Gâh bir harf kusûruyla eder nâdiri nâr
Gâh bir nokta sukûtuyla gözü kör eyler…”
Kötü, gelişigüzel yazan Osmanlı kâtiplerine sitem ediliyor, dörtlükte. Yazarken yaptığı hatalarla sûr sözcüğünü şur sözcüğüne dönüştüren günümüz diliyle söylersek düğünü kavgaya, gürültüye çeviren kâtiplerin parmakları kuruyup kalem olsun diye başlıyor, dörtlük ve devamında, eksik yazılan bir harf (dal) nâdir ( ر د نا ) sözcüğünü nâr (ر نا) sözcüğüne dönüştürür; düşürülen bir nokta, gözü (ز گو ) kör (ر کو ) eder deniliyor. Şimdilerde düşülen bir harfi, unutulan bir noktayı mumla aratacak dil hataları yapılıyor, kolayca. Metinlerde hiç mi yazım yanlışı yok? Ne kadar özen gösterilirse gösterilsin her metinde gözden kaçan harf, ek eksikliği vb maddi hatalar olabiliyor. Bu bir anlamda hoş görülebilir. Bir sonraki metinde düzeltilebilir; fakat metinde geçen ‘berberci’ hoş görülebilir mi? Hayır, hoş görülmez! Ne yazık ki günümüz basın-yayın dünyasında, doğru sanılıp yanlış söylenen sözcükler yığın yığın!
Yöresel bir kanalda, kemençe eşliğinde türkü söylüyor, bir yeniyetme. Sözlerde halk şiirinden gelen bir estetik, bir güzellik, bir çekicilik yok. Belli ki bu yeniyetme ne halk şiirini araştırmış, ne de türkü geleneği incelemiş! Ne Karacaoğlan’ı, Emrah’ı, Dadaloğlu’nu biliyor ne de bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ı… Ne dil bilinci var; ne Türkçe sevgisi. Kolaycı, hazırcı; ama sırıtıyor. Güzel bir türkü okuduğunu sanıyor, kasıntı. Yaptığı dil yanlışının farkında bile değil. Söylediği türküde, sözlere can suyu veren, duyguyu duyguya bir dantel inceliğinde bağlayan uyaklar yok. Ne ince elemiş ne sık dokumuş, dizeler. Ama söylüyor: Yüreklerim yaralı / Sana sevda olalı. Ne demek sevda olmak? Dilde böyle bir kavram mı var? Güzel olmak, çirkin olmak, hasta olmak, mutlu olmak gibi günlük dilde kullanılan kavramların yanına bir de ‘sevda olmak’ gibi mantık dışı bir kavram eklemek, aymazlık değilse nedir? Adam olmak deyimine öykünerek ‘güz olmak, yaz olmak, iş olmak’ vb kavramlar türetmek doğru mu? Daha doğrusu dil böyle zorlamaları içinde taşıyabilir mi? Belli ki sevdalanmak, gönlünü kaptırmak, âşık olmak anlamında kullanıyor bu kavramı, çığırtkan. Uyduruyor.
Ünlü dram yazarı, şair Alman Friedrich Schiller “Dil bir ulusun aynasıdır; bu aynaya baktığımız zaman, orada kendimizin en gerçek yansısını buluruz” diyerek dilin ulus üzerindeki doğrudan etkisine vurgu yapar. Gerçekten de bir gözgüdür (ayna) dil. Orada yansıyan kişinin edindiği bilgi, kazandığı birikimdir. Orada görülen dili güzel, etkili kullanma yetisidir. Bu bireyden ulusa yansıyan dev bir gözgüye dönüşür. Ayna yerine bilerek gözgü sözcüğünü kullanıyorum. Bu çok eski sözcük ne yazık ki zamanla kullanımdan düşmüş, yerini Farsça ‘ayine’ sözcüğüne bırakmış. Biliyorum canlanmayacak ama ben yine de kullanmayı yeğliyorum. Her birimizin dili etkili, güzel kullanma sorumluluğu vardır. Bu bir anlamda yurt, ulus bilinci ve sevgisidir. Dilimizi çağlar öncesinden günümüze akan bir nehre benzetiyorum. Bu nehir, Orta Asya’dan çıkıp yan ırmaklarla beslenerek Avrupa içlerine uzanır. Yiğit Alp Er Tunga’ya sagu düzen (ağıt yakılan) dil, bu nehre gözyaşlarını dökmüş; Yunus Emre’nin duru dili, bu nehirde yunmuş. Karacaoğlan, susuzluğunu, bu nehirde gidermiş; Orhan Veli, Dağlarca ve nice ozanların şiirleri bu nehirde ıslanmış, yıkanmış, arınmış… Cemal Süreyya, şiir testisini bu nehrinden doldurmuş:
Yunus ki sütdişleriyle Türkçenin
ne güzel biçmişti gök ekinini
düşman müşman girmeden araya
dolanıp bütün yukarı illeri
toz duman içinde yollar boyunca
Canından sızdırmıştı şiiri.
Azeri Türkçesi’nin önemli kalemi Bahtiyar Vahapzade “ En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek / Goruyub, nesillere biz de hediye verek” der, “Ana Dil” adlı şiirinde. Kuşkusuz, dil, bize atalarımızın en değerli mirasıdır. Bu mirası, daha da geliştirerek, daha da güzelleştirerek; bozmadan, kırmadan, incitmeden gelecek kuşaklara armağan etmek en büyük sorumluluğumuzdur. Konuşurken, yazarken güzel dilimizin altına, üzerine; ardına, önüne özen göstermeliyiz. Yahya Kemal’in söylemiyle Türkçe “ağzımızda annemizin ak sütü”dür; Fazıl Hüsnü’nün deyişiyle “ses bayrağımız”dır. Dil, her şeyden önce bir bilinçtir. Dilimizi korumak, güzel ve etkili kullanmak her birimizin öncelikli görevidir.
29.09.2018
Özcan TEMEL

  • Etiketler
  • Yorumla

 

 



ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz ?

BÖLGESEL AMATÖR LİG GRUP 3
O G B M P
1 . Kelkit Hürriyet 8 7 1 0 22
2 . GÖRELESPOR 8 5 3 0 18
3 . Iğdır Esspor 8 4 2 2 14
4 . Yakutiyespor 8 3 4 1 13
5 . 1926 Bulancakspor 8 4 0 4 12
6 . T.Doğanspor 8 3 2 3 11
7 . Arhavispor 8 3 2 3 11
8 . Araklı 1961 8 3 1 4 10
9 . Haçkaspor 8 2 3 3 9
10 . Serhat Ardahan 8 2 2 4 8
11 . K.Belediyespor 8 2 1 5 7
12 . Bayburt Bld. 8 2 1 5 7
13 . Çayelispor 8 1 4 3 7
14 . S.Gençlerbirliği 8 2 0 6 6
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz