Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Uzmanlardan ‘Zatürre’ Uyarısı…

Uzmanlardan ‘Zatürre’ Uyarısı…

Giresun’da Ekonomi Toplantısı Yapıldı…

Giresun’da Ekonomi Toplantısı Yapıldı…

Eynesil’de Mürtezaoğlu Birlik Mesajı Verdi…

Eynesil’de Mürtezaoğlu Birlik Mesajı Verdi…

“Öğrenciler Sinema İle Buluşuyor” Projesi…

“Öğrenciler Sinema İle Buluşuyor” Projesi…

Avrupa Ödüllü Proje için Çalışmalar Hızlandırıldı…

Avrupa Ödüllü Proje için Çalışmalar Hızlandırıldı…

Rüzğar…
  • ÖzcanTEMEL
    • Özcan TEMEL
    • ozcan.temel@goreleden.com
    • 18 Mayıs 2018 - 00:19:53
  • 119

Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim

Nerelerde gezmiş tozmuş

Öğrenemedim.

Besbelli denizden çıkıp

Kıyılar boyunca gitmiştir

Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu

Yüreğini allak bullak etmiştir.

Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru

Bulutları koyun gibi gütmüştür

Okşayıp otları yaylalarda

Büyütmüştür.

Cahit Külebi’nin ‘Rüzgâr’ adlı uzunca şiirinden seçerek aldığım bölümler, serin bir yel, sıcak bir el gibi yüreğime dokunuyor. Bu öyle bir dokunuş ki esin tellerimi titretiyor, baştan uca… Şiir deryasında sözcükler, kavramlar, dizeler…

Külebi benim için özel bir şair. Şiirlerindeki yalınlık, duruluk, içtenlik, sıcaklık daima bir “saygı” kültürü ile bütünleşiyor, özde. Saygılı şiir, saygılı şair! Yalnızca saygılı mı şiirler? Hayır! Nazik, yumuşak. Anadolu, durgun bir nehir gibi akıyor, dizelerde. Yurt sevgisi, aşk, özlem, yokluk-yoksulluk hep bir nezaket içerisinde işleniyor, ustalıkla. “Senin dudakların pembe / Ellerin beyaz, / Al tut ellerimi bebek / Tut biraz!” dizeleriyle başlayan “Hikâye” ne denli saygılı, ne kadar incelikli bir dil ve üslupla kaleme alınmış… Dizeler bana Nedim’in “Haddeden geçmiş nezâket yâl olmuş sana / Mey süzülmüş şişeden ruhsâr-ı al olmuş sana” beyitlini anımsatıyor. Külebi’nin şiirlerinde yer alan sözcükler, hiç kuşkusuz ‘hadde’den geçmiş, nezaketle yoğrulmuş.

Külebi’nin şiir dilindeki içtenliği, inceliği, nezaketi, saygılı anlatımı “Sivas Yollarında” şiirinde, bir başka açıdan yansır. Ne fısıldar, ne yüksek sesle konuşur, dizeler. Ağız dil vermeyen köylüler; bir kağnı gibi ‘ağır ağır’ yol alır:

Sivas yollarında geceleri

Katar katar kağnılar gider

Tekerlekleri meşeden.

Ağız dil vermeyen köylüler

Odun mu, tuz mu, hasta mı götürürler?

Ağır ağır kağnılar gider

Sivas yollarında geceleri…

Anadolu insanı böyledir. Sade yaşar, sade düşünür. Sevgisi de öfkesi de hoşgörüsü de hep yalınlıkla yıkanmıştır. Uzun söz etmez. Gösterişi sevmez. Konukseverdir; alçakgönüllüdür. Yedirir, içirir; ikramı boldur. Cömerttir. Eli açıktır. Elinde avucunda ne varsa paylaşır. Merhametlidir. Başkaldırmaz; boyun bükmez. Yaşam felsefesini ‘iyilik, güzellik, doğruluk’ üzerine kurmuştur. Kendi göbeğini kendi eliyle kesmesini bilir. Duygularını açığı vurmayı sevmez.

Kendi söylemi ile “Anadolu’nun türküsünü ilk kez başkalarından ayrı biçimde söyleyen” halkçı bir ozandır, Külebi. Behçet Necatiğil, Külebi’nin poetikası ile ilgili önemli ipuçları verir: “Aydın bir saz şairi içtenliği, bir Karacaoğlan rahatlığı ve temiz bir dille kendi türküsünü söyledi”. Saptamalarını şöyle sürdürür: “ Yarım kafiyeler, iç sesler, duygu ve düşüncelerine eklediği zarif benzetmeler ve söyleşindeki titizlikle en sevilen şairler arasına girdi. Yurt köşelerinin manzara ve insan gerçeklerini modern bir biçim ve yeni bir romantizmle yaşatış, anılarla güçlü, içten bir duyarlılık; başlıca özellikleridir”.

Külebi içindeki derin yurt sevgisini “Ağladığım senin içindir / Güldüğüm senin içindir / Öpüp başıma koyduğum / Ekmek gibisin” dizeleriyle açığa vurur. Topraklarında bir andız fidanı gibi büyüdüğü, derelerinde çimdiği, uçurtma uçurduğu, top oynadığı, âşık olduğu, büyük şehirlerine okumaya gittiği, kederlendiği günleri olduğu gibi sevinçli günlerinin de olduğu, başı havalarda gezdiği Anadolu’yu anlatırken oldukça alçakgönüllüdür. Külebi ile kurduğum sıcak bağ; duygusal yakınlık, kuşkusuz bu alçakgönüllü şiir dili olsa gerek. Ben de derelerde çimdim, uçurtma uçurdum; okumak için büyük kente gittim; âşık oldum, üzüldüm, sevindim…

Şiirde, özlem ve sevgi teması, soyut bir nesne ile anlatılmış: Rüzgâr! Bir anlamda ozan rüzgâr olmuş; rüzgâr ozan. Halk diline yakın bir anlatım seçmiş, Külebi. Kişileştirme olu ile anlam yüklemiş, rüzgâra. Bir halk ozanı gibi Anadolu’yu baştan uca gezmiş tozmuştur, rüzgâr. Ozan ardından koşmuş fakat yetişememiştir, rüzgâra. Yetişseydi nerelerde gezip tozduğunu öğrenebilecekti. Artık, ozanın düş gücü girer devreye: Besbelli denizden çıkıp kıyılar boyunca gitmiştir; tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu yüreğini allak bullak etmiştir…

Allak bullak etmek deyimine düğümlenmiştir, yürek! Özlem, kavuşma, yeniden ayrılma, uzaklaşma kişi ruhunda derin dalgalanmalara neden olur. Sevinç, sevgi, hüzün iç içe geçer. Bir anlamda karmakarışık duygular içerisinde bocalar, çırpınır insan; ne yapacağını, nasıl davranacağını, neler söyleyeceğini bilemez; kilitlenir.

Dağlara tırmanır, bulutları koyun gibi güder, yaylalarda otları okşayarak büyütür, rüzgâr. Yer yer dağcıya ya da dağa tırmanan bir arabaya benzer, yer yer çobana, yer yer de çocuğun başını okşayan sıcak, şefkatli, merhametli bir ele… Bu imgesel anlatım, Anadolu’nun coğrafyasıyla bir de Anadolu insanıyla bütünleşir, bir anlamda. Deniz, yayla, dağ; insan, çoban, anne… Bu bileşim Anadolu’nun söylenmemiş öyküsüdür, kuşkusuz.

Ressamın yumuşak fırça darbeleri ile oluşturduğu romantik, duygusal tablolar gibi duygusal, romantik şiirler kaleme almış, Külebi:

Ve saçlar çizelim, bulutlar,

Türküler, masallar gibi,

Hepsinin üstünde sonra

Kocaman bir insan yüreği!

Kocaman bir insan yüreğinde, her bir dizeyi sabırla, sevgiyle, özenle yoğurmuş. Duru, diri bir dille şiir yazmanın erincine ermiş. Dil bayrağını rüzgârlarla dalgalandırmış. O kocaman yüreğin atışlarını duyumsuyorum, yüreğimde. Şiirin dili çözülüyor… Birkaç yıl önce yazdığım “Dol” şiirimle, “Rüzgâr” şiiri arasında sıcak bağlantılar kuruyorum:

Topla kır çiçeklerinin kokusunu;

Yelin önüne düş…

Sar-sarmala özlemleri,

Sular gibi çağla

Ellerime dol…

Gül, sabah güneşi gibi tatlı;

Sonsuzlukları doyur…

Gez-dolaş gizemli gökleri;

Yağmur yağmur ağla

Gözlerime dol…

Yaz, allarına yeşilleri;

Aydınlıklarda coş…

Al-getir sevda iksiniri;

Yıldızları gönlüme bağla

Yüreğime dol…

  • Etiketler
  • Yorumla

 

 



ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz ?

BÖLGESEL AMATÖR LİG GRUP 3
O G B M P
1 . Kelkit Hürriyet 8 7 1 0 22
2 . GÖRELESPOR 8 5 3 0 18
3 . Iğdır Esspor 8 4 2 2 14
4 . Yakutiyespor 8 3 4 1 13
5 . 1926 Bulancakspor 8 4 0 4 12
6 . T.Doğanspor 8 3 2 3 11
7 . Arhavispor 8 3 2 3 11
8 . Araklı 1961 8 3 1 4 10
9 . Haçkaspor 8 2 3 3 9
10 . Serhat Ardahan 8 2 2 4 8
11 . K.Belediyespor 8 2 1 5 7
12 . Bayburt Bld. 8 2 1 5 7
13 . Çayelispor 8 1 4 3 7
14 . S.Gençlerbirliği 8 2 0 6 6
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz