Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Zor Ama İmkansız Değil…

Zor Ama İmkansız Değil…

Fındık Üreticileri Sezona Hazırlanıyor…

Fındık Üreticileri Sezona Hazırlanıyor…

Canikli, Rabia Naz’ın Ölümünü Meclise Taşındı…

Canikli, Rabia Naz’ın Ölümünü Meclise Taşındı…

Giresun Kent Tarihi Bu Sergide Yer Alıyor…

Giresun Kent Tarihi Bu Sergide Yer Alıyor…

İşte Giresun’da Özlenen Tablo…

İşte Giresun’da Özlenen Tablo…

Unutulmuş Birer Birer Eski Dostlar…
  • SerdarKARA
    • Serdar KARA
    • serdar.kara@goreleden.com
    • 5 Şubat 2019 - 08:44:34
  • 66

“Unutulmuş birer birer, eski dostlar, eski dostlar,

Ne bir selâm, ne bir haber eski dostlar, eski dostlar.

Unutulmuş isimlerde bilinmez ki nasıl, nerde.

Şimdi yalnız resimlerde eski dostlar, eski dostlar”

Ezgisi bir yana, şarkının bu sözlerini duyunca eski dostlarınızı eski günlerinizi hatırlarsınız. Eski dostlar deyince, bu yaşıma değin kimler gelip geçmedi, kimler dokunmadı ki hayatıma… Belleğimin insan galerisinde, kimler yer almadı ki… Yıllar boyunca anılarımdaki yerlerini koruyanlar, unuttuklarım, unutmak istediklerim, yaşantıma bir şekilde anlam katanlar… Düşündüğümde, her birinin hayatımda farklı bir yeri olduğunu görüyorum; oysaki eski dostlar, tüm yaşanmışlıklarıyla kendilerini her fırsatta anımsatıyorlar. Şarkının sözleri düşüncelerimi kışkırtmayı sürdürüyor:

“Unutulmuş isimlerde / Bilinmez ki nasıl, nerde / Şimdi yalnız resimlerde / Eski dostlar, eski dostlar”

Anımsamaya çalışıyorum. Gerçekten de dostların birçoğu yalnızca resimlerde kaldı. Kimi bir başka kentte, bir başka ülkede yaşamını sürdürüyor, kimi de ne yazık ki aramızdan ayrıldı. Oysaki fotoğraflara baktığımda, çekildikleri yaştaki canlılıklarıyla anılarımızda yaşadıklarını görüyorum.

Eski dostları hatırladım birer birer, bu şarkıyı mırıldanırken. Meğerse insan dostlarıyla varmış şu yalan dünyada ve hepsinin de ayrı yeri varmış hayatımızda.

Hayatımızda onların olmadığı karelerin ne tadı var ne de tuzu! Bir yanımız muallâkta sanki onlar olmayınca. Bir yanımız eksik sanki onların yokluğunda.

Acı bir burkulma hissi kaplar yüreğimi ne zaman yâdıma düşse uzaklardaki dostlarım. Keşke yanımda olsalar derim. Ama nafile… Araya yollar girmiş, yıllar girmiş ve dostlarımızı bizden ayırmış.

Yarenlik edebileceğimiz dostlar uzaklarda şimdi. Kimisinin ismi âlemi gezer, kimisinin ismi Cennet’i… Gönüllerine muhabbetten bir katre düşmüş bu canlara imrenmemek, onları özlememek mümkün mü?

Şimdi onlar fotoğraf albümünün en nadide sayfasından bize tebessüm ediyorlar. Bir dostun, fotoğraf çekinirken gülümsemek lazım sözünü şimdi daha iyi anlıyorum. Bir gün saat dolar da göçersek bu yalan dünyadan, peşimiz sıra o tebessümlü kareler kalsın geriye. Başka bir varımız olmadı yalan dünyada geriye bırakacak, bari bir tebessümümüz kalsın!

Tebessüm dostlarda daha bir başka oluyor. Dostun bir tebessümü gamı kederi alıp götürüyor gönlümüzden. Onun için dostlarınızdan tebessümü esirgemeyin. İki dostun birbirine tebessümü sadaka olarak tarif edilmiş inancımızda.

Modern ve çağdaş olarak nitelendirilen bugünkü dünyada hayat zor. İnsaniyet adına zor. Çoğu zaman çırpınışlarımız İNSANLIK ÖLMESİN adına değil mi? Her şeye rağmen İNSANLIK ÖLMESİN diyoruz. Bu yüzden dostlar diyoruz, eski dostlar diyoruz, vefâ diyoruz. Vefâsız adamdan hiçbir şey olmaz. Parası olur, son model arabası olur, dünyası mamur olur ama adam olamaz!

Bu dünyada unutmak ve unutulmak, hissiyatı körelmemiş yürek sahipleri için en acı verici şeydir. Eğer bir nebzecik hissiyatı yoksa veya hisleri dumura uğramışsa zaten bir şey duymaz o. Onun dünyasında bizim kaygısını duyduğumuz bu ulvi duyguların da yeri olmaz. Allah muhafaza buyursun bizi bu hale düşmekten.

Bazen neşe, bazen de ıstırap içinde geçiyor günlerimiz. Bilirsiniz, hayatın yazı da var, kışı da… Siz hiç hastane koridorlarında dost beklediniz mi? Saat gecenin ikisinde telefonu elinize alıp birkaç kere arama teşebbüsünde bulundunuz mu? Sonra geç oldu deyip vazgeçerek gözyaşlarınızı yüreğinize gömdünüz mü? Belki de o gece o dostun gelmesini o kadar arzuladınız ki, gelse de iki dertleşsek, gelse de bir iki güzel kelam etsek diye geçirdiniz içinizden. Gelse de umut olsa bu elemli halime diyerek beklediniz…

Bekleyecek bir dostunuzun olması ne kadar güzel biliyor musunuz? Ve bir yerlerde sizleri de dostlarınızın beklediğini unutmayın! Onların sizi aramalarını beklemeyin, vakit geç olmadan siz onları arayın. Israrla siz arayın! Yarına bırakmayın. Çünkü hayat çok kısa. Bunun farkında olmak için mezarlık veya hastanelere uğrayın ara sıra.

Hayata dair neşe ve elemlerimizde hep yanlarına koştuğumuz veya yanı başımızda bulduğumuz dostlarımız. Hırçın dalgaların şerrinden bizi saklayan emin limanlar. İyi ki varsınız! Sizsiz bu hayat nasıl çekilir bilmem?

Adı modern yüzü yalan dünyada, nesli tükenmeye yüz tutmuş kuşlar gibi sizler kaldınız aramızda birkaç kişi. Ya sizler de uçup giderseniz…

Etrafımızda arkadaş çok ama dostların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Dost deyince aklıma hep şu enfes hikâye gelir. Buyurun birlikte okuyalım.

Genç adam, babasına her gün; ”Benim de senin gibi çok dostlarım var” derdi. Baba itiraz eder, “Olmaz öyle çok dost, dostun hakikisi belki bir, belki iki tanedir. Fazlasını bulamazsın” diye cevap verirdi.

Bu konuşma ve tartışma uzayınca gerçek dostun kim olduğunu anlamak için bir sınav yapmaya karar verdiler. Bir akşam bir koyun kesip çuvala koydular. Baba, oğluna ”Hadi bu çuvalı al, bir dostuna götür” dedi.

Delikanlı çuvalı sırtlayarak, sanki içinde öldürülmüş bir adam varmış gibi en iyi bildiği dostuna gitti. O dost, kan damlayan çuvalı görür görmez kapıyı hızla delikanlının suratına kapadı. Arkadaşını içeri almadı. Dost bildiği herkesi tek tek dolaşan delikanlı hepsinden aynı karşılığı gördü. Kapılar hep yüzüne kapandı.

Çaresiz geri dönerek “Haklıymışsın baba” dedi. ”Dost yokmuş bu dünyada; ne sana ne de bana.” “Hayır evlat” dedi baba. “Benim bir dostum var. Hadi, çuvalı al da bir kere de ona git.”

Genç adam, çuvalı tekrar sırtlayıp alnından ter, çuvaldan kanlar damlar vaziyette babasının dostuna gitti. O dost, delikanlıyı hemen içeri aldı. Arka bahçeye geçerek bir çukur kazdı, çuvalı gömdüler. Çukuru kapatarak üstüne de cesedin kokusu belli olmasın diye sarımsak diktiler.

Genç adam, babasına gelerek ”Baba, işte dost buymuş” deyince babası; “Daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarın ona git, bir kavga çıkart ve iki tokat at. İşte o zaman anlarsın dostun hakikisini” dedi.

Delikanlı, aynen babasının dediği gibi yaptı. Babasının dostuna istemeden iki tokat attı. Tokadı yiyen dost, şunu söyledi delikanlıya:

”Git de söyle babana, biz böyle iki tokada sarımsak tarlasını satmayız.”

Sahi, böyle kaç dostunuz var sizin iki tokada sarımsak tarlası satmayacak? Yoksa sizler de Aşık Veysel diliyle “Dost dost diye nicesine sarıldım/Benim sâdık yârim kara topraktır.” diyenlerden misiniz?

Ahmet Kutsi Tecer’in dizelerini anımsatacak olursak…

“Allah’ım ne güzel şey bu dost yüzü! / İnsanın kalbine dolan bu bakış!”

Dost sözcüğü geçer de Mevlâna’yı anmaz mıyım?..

“Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim. Olur ya kalp durur, akıl unutur. Ben dostlarımı ruhumla severim. O ne durur, ne de unutur.”

Ne mutlu o insana ki bir dost sıcaklığıyla yaşantısını doldurabiliyor! Hele eskidikçe daha çok değerlendiklerini duyumsayarak…

Yani insanoğlu elden ayaktan düşmeye görsün…

  • Etiketler
  • Yorumla

 

 




BÖLGESEL AMATÖR LİG GRUP 3
O G B M P
1 . Kelkit Hürriyet 25 18 6 1 60
2 . GÖRELESPOR 25 16 7 2 55
3 . Haçkaspor 25 15 3 7 48
4 . T.Doğanspor 25 12 8 5 44
5 . Yakutiye 25 11 8 6 41
6 . Araklı 1961 25 12 5 8 41
7 . Arhavispor 25 11 5 9 38
8 . 1926 Bulancakspor 24 10 2 12 32
9 . Çayelispor 25 8 8 9 32
10 . Iğdır Esspor 24 10 2 12 32
11 . K.Belediyespor 25 7 5 13 26
12 . Bayburt Bld. 25 4 5 16 17
13 . Serhat Ardahan 25 3 4 18 13
14 . S.Gençlerbirliği 25 2 2 21 8
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz