Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
erol dede
Seyfullah Çiçek
Köşe Yazarı
Seyfullah Çiçek
 

MERHABA!

Merhaba goreleden.com okurları! Allah izin verirse, bugünden itibaren yazılarımı siz değerli dostlarımla paylaşacağım. Beni tanıyanınız var, tanımayanınız var. Tanımayanlar  için dilerseniz önce kendimi kısaca tanıtayım.                                                            *** “17 Ekim 1949 tarihinde Görele’nin Kuşçulu köyünde doğdum. İlkokulu 3.sınıfa kadar, üç köyün (Karaburun, İsmailbeyli ve Kuşçulu) ortak okulu olan Karaburun İlkokulu’nda okudum. Üçüncü sınıfa da 2 ay kadar bu okulda devam ettikten sonra, babamın mesleği (Şehir Hatları İşletmesi’nde Kaptan) nedeniyle 8 Kasım 1958’de Görele’den Aksu yolcu gemisi (eğri posta)  ile İstanbul’a hareket ettik, 5 günde İstanbul’a vardık. Üçüncü sınıfı Üsküdar Halil Rüştü, 4.ve 5.sınıfları da Beykoz Ortaçeşme Hacı Numan İlkokullarında okudum.    Beykoz Ortaokulu ve Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdim. 1974 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldum.  İstanbul Bölge Müdür Yardımcılığı da dahil olmak üzere Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR)’nun çeşitli kademelerinde pek çok görev (işçi, memur, şef, müdür yardımcısı, yurt müdürü) ifa ettim. Son olarak, bu kuruma bağlı Altunizade Öğrenci Yurdu’nda 25 yıl (5 yıl Müdür Yardımcısı, 20 yıl Müdür)  görev yaptıktan sonra, yaş haddinden dolayı, doğum günüm olan 17 Ekim 2014 tarihinde emekliye ayrılarak, bundan sonraki yaşamını sürdürmek üzere, doğduğum topraklara, Görele Kuşçulu köyüne kesin dönüş yaptım. Aynı zamanda 35 yılı aşkın süredir gazetecilik de yapmakta olup, başta Giresun Dergisi, Yeşilgiresun, Görele Haber, Karadeniz’den Günebakış, Karadeniz Postası gazeteleri olmak üzere çeşitli mahalli yayın organlarında ve arada bir de ulusal medyada çok sayıda yazım yayınlandı. Giresun Gazeteciler Derneği tarafından düzenlenen yarışmalarda 4 yıl üst üste “Yılın Gazetecisi” (2’si köşe yazısı, 1’i Derleme, 1’i Kültür-Sanat) seçilerek “Birincilik” plaketleri aldım.             Biri TRT Repertuarı’nda olmak üzere çeşitli bestekarlar tarafından TSM formunda bestelenmiş 9 güftem olup, yazar ve editör olarak da şu 16 adet kitaba imzamı attım: 1.“Kemençenin Ordinaryüsü Picoğlu Osman” (2 Baskı), Melisa Matbaacılık, İstanbul, 2006 ve 2008. 2. “Giresunlu Şairler(Antoloji)”, Mamaşoğlu Yayıncılık, İstanbul, 1997. 3. “Anlayana(Mizah yazıları)”,Mamaşoğlu Yayıncılık, İstanbul, 1996. 4. “Yanlış Adres(Mizah yazıları)”,Mamaşoğlu Yayıncılık, İstanbul, 1999. 5. “Hariçten Gazel(Mizah yazıları)”,Umut Matbaacılık,İstanbul, 2007.      Not: Bu son üçü mizahi köşe yazılarından derlenmiştir.     6.“Dağarcığımdan Şiirler”, Remajans Yayıncılık, İstanbul, 2009. 7.“Kurtuluş Savaşı’nın Efsane Kahramanı TOPAL OSMAN (OSMAN AĞA)”         (2 Baskı),Arı Sanat Yayınevi, İstanbul, 2011. 8.“Görele’den Portreler (Albüm)”,Görele Belediyesi, 2011. 9 “Görele’den Portreler”(2 Baskı), Arı Sanat Yayınevi, İst. 2014 ve 2018. 10.“Elveda Yurtkur/Merhaba Yeni Hayat(Yaşamı)”, Arı Sanat Y.,İst.2014. 11. “Göreleli Ressamlar”,Görele Belediyesi, 2018.       12. “Kuşçulu Köyü/2020”,Arı Sanat Yayınevi, İstanbul 2020.                         Müştereken kaleme aldığım kitapları: 13.“Kuşçulu Köyü Adres ve Telefon Rehberi”(Sadi Kaya’yla), Onur Y. 1997. 14. “Tüm Yönleriyle Görele Kuşçulu Köyü’97”(Sadi Kaya’yla),Onur Y. 1997. 15.“Görele Kültür Sanat Sempozyumu”(Sadi Kaya ve Ayhan Yüksel’le),        Melisa Matbaacılık, İstanbul, 2005. 16. “Atatürk’ün Muhafız Birliği Kumandanı Topal Osman Ağa” (Çizen: Suat       Yalaz, Yayına Hazırlayan: Seyfullah Çiçek), Giresun Vakfı, İstanbul, 1997.             Ayrıca, yıllarca amatörce futbol oynadım, Beykoz Ortaçeşme Spor Kulübü, MESAM, Giresun Vakfı, Üsküdar Giresunlular Derneği, Giresun Dernekler Birliği, Görele Dernekler Birliği, Kuşçulu Köyü Derneği, Giresun Gazeteciler Derneği, GİFSAD (İstanbul Temsilcisi) başta olmak üzere çok sayıda dernek ve kuruluşta aktif görevler üstlendim.     Emekliye ayrıldıktan aktif olarak sonra siyasetle de ilgilenmeye başladım. Ülkücü olarak 1969’dan beri sempatizanı olmaktan onur duyduğum MHP’nin düşünceme ters bir istikamete yöneldiğini görerek, İYİ Parti’nin Görele İlçe Teşkilatı’nın kuruluşunda yer aldım. Halen Başkan Yardımcısı olarak görevime devam etmekteyim. Aslen Bulancak’ın Burunucu köyünden olan 33 yıllık hayat arkadaşım Reyhan’ı 2004 yılında amansız hastalıktan kaybettim. Emel (47) ve Oğuzhan (42) adlı iki evladım, Av.Hüma Güngör Çetinkaya (24) ve Reyhan Çiçek (9) adlı iki de torunum var.             2017 yılında, köylüm (Kuşçulu Köyü Yasımlı mahallesi) Süreyya Yasım’ın kızı Dilek hanımla hayatımı birleştirerek ikinci evliliğimi yaptım. Elli beş yıllık İstanbul yaşamımı 7 yıl önce sonlandırıp, emeklilik yaşamımı doğduğum topraklarda, köyümdeki evimde sürdürmeye karar verdim.” Evet, bu tanıtımdan sonra izninizle haftanın çok konuşulan konularına geçebilirim.                           *** "ZAFER HAVALİMANI" MI, "HEZİMET HAVALİMANI" MI?   Efendim, AKP iktidarının, Kütahya Zafer Havalimanı'nın ilk 5 ay için yandaş müteahhitlere verdiği yolcu garantisi 500.054 imiş. Yazıyla; BEŞ YÜZ BİN ELLİ DÖRT! Gerçekleşen yolcu sayısı ise 308! Yanlış anlamadınız; 3.080 değil... 30.800 değil,... 308.000 hiç değil... Yazıyla ÜÇ YÜZ SEKİZ! Peki, aradaki farkı kim karşılayacak? Sen, ben, o... Siz, biz, onlar... Yani millet!.. Bunların müteahhitleri tevekkeli, "Milletin şeyine şey yapacağız" dememişler! Ha bu arada unutmadan sorayım: Porsiyonları küçülttünüz mü? Eminanım'a ayıp olmasın!                           *** DİYANET İŞLERİ BAŞKANI VE "Z" KUŞAĞI Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş; "Z kuşağına göre bir üslup belirlememiz gerekiyor" demiş. Ha şunu bileydin! Nefret dilini bırak, bir... Atatürk'e lanet okumaktan vazgeç, iki... Kula kulluk yapıp, yüce dinimizi siyasete alet etme, üç... Müspet bilimin sesine kulak ver, dört... Fakir, fukaraya Peygamber Efendimizin "Bir lokma, bir hırka" yaşamını örnek gösterip, on bakanlığın bütçesinden fazla olan bütçeni babanın malı gibi har vurup harman savurma, beş... Gerisi zaten kendiliğinden gelir!                           *** ÖYLE DE ALKIŞ, BÖYLE DE… Tek Adam,"İbne Sina" dese alkışlayacaklar. "Pardon, 'İbn-i Sina' diyecektim" dese yine alkışlayacaklar. Böyle cahil, şuursuz bir kitle var, maalesef!                           *** TOSUNCUK Bizim ünlü “Tosuncuk”, "Beni Türk adaletine emanet ediniz!" dercesine, gelip teslim oldu. E, sonrası?.. Gerisi “Türk Adaleti”ne kalmış. Bizce en fazla bir-iki yıl yatıp çıkar… Sonra itibarlı bir vatandaş olarak yeniden aramıza katılır. Peki, sizce eski işine döner mi? Niçin dönmesin, engel mi var? Hem de eskisinden daha güçlü olarak... O da biliyor ki... Memleketimiz -maşallah- “sığır ve koyun cenneti”!                             *** YARINKİ MENÜM! Yarım porsiyon “Ejder meyveli kiraz tuzlusu” Yarım porsiyon “Ekose etekli gomit tava” Yarım porsiyon “Darı unlu galdirik kızartma”. Yarım porsiyon “Sırgan” Yarım porsiyon “Yağlaş”. Yarım dilim ekmek. Yarım bardak su. Eminanım, porsiyonları azaltalım, demiş de!                                       *** SÖKE, SÖKE ALIRLAR! 'Milletin şeyine şey yapan' gözü doymaz yandaş müteahhitlerin... Para babası yabancı sermayenin... Senin, benim, onun, tüyü bitmemiş yetimin hakkını "söke söke" gasp etmesinden keyif alan, zevk duyan "Yerli ve milli" irade: "Biz gidip, yerimize siz gelirseniz; 'Paralarını söke söke alırlar...' diye sözüm ona aba altından sopa gösteriyor. Vay anam vay... Vay babam vay!.. "Yerli ve milli ağızdan" çıkan lafa bak sen hele! Eğer onlar gidip de, başkaları iktidara gelirse... "Kanal İstanbul" müteahhitleri, dış sermaye kodamanları paracıklarını hem de döviz cinsinden "söke söke" alacaklarmış. Oysa bizim bildiğimiz "söke söke" almak tabiri, kazanımlar için kullanılır, kayıplar için değil. Nitekim Osmanlı Hanedanı'nın kaybettiklerini, Türk Milleti adına Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk söke söke geri aldı. Yunan’dan söke, söke geri aldı! İngilizden söke, söke geri aldı! Bugün ise, Osmanlı torunları (!) tekrar geri vermenin hesabı içindeler. Hem de kendi tabirleriyle; "Söke söke!" "Söke söke" alana "BAŞkomutan"... "Söke söke" verene ise, "BOŞkomutan" denir! BAŞkomutan'ın izindeyiz, verdirmeyeceğiz! Artık "Söke Söke" mi olur, "Didim Didim" mi olur… Gün olur "Yanlış hesap 'KANAL" dan döner... Yanlış yapanlar da "BAĞIMSIZ TÜRK YARGISI"nın önünde ve Büyük Türk Milleti'nin huzurunda bunun hesabını verir! Ne demiş atalarımız: "Zulm ile abad olanan akibeti berbad olur!"                                       *** YERİM TASARRUFUNUZU! Reis, kamu kuruluşları için "Tasarruf Genelgesi"yayınlamış. Devlete (YURTKUR), son 25 yılı müdür olarak 43 yıl hizmet etmiş emekli bir bürokrat olarak bu genelge bana hiç de yabancı gelmedi. "-Uzun resmi yazılarda kağıdın arkası da kullanılacaktır! -Kısa resmi yazılarda yarım kağıt kullanılacaktır! -Şehirlerarası telefon görüşmeleri kayıt altına alınacak, özel görüşmeler görüşenlerden tahsil edilecektir! -Kalorifer yakıtı, su ve elektrik tüketimi asgariye indirilecektir! Belli bir standardı tutturamayan sorumlular hakkında soruşturma yapılacaktır! -Öğrenci yatak odalarındaki, etüt salonlarındaki, koridordaki ampullerin fazlası sökülecektir!” Vs...vs... Ne güzel, genelge değil mi? Yeni genelgede de üç aşağı beş yukarı buna benzer maddeler olduğunu tahmin ediyorum. E, kolay değil! *15 VİP uçak su yakmıyor! *KÜLLİYE'nin masraflarına dağ dayanmaz! *Dolmabahçe ve Ahlat Sarayı'nın, Huber ve Vahdettin Köşklerinin, Okluk Koyu Malikanesinin arpası, suyu nereden gelecek? *Üç, beş ve hatta on beş yerden maaş alan kaşarlanmış vekil eskilerinin, danışılmayan danışmanların, eski güreşçilerin ballı maaşları nereden karşılanacak? Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak... Nereden çıkacak bunca masrafın karşılığı? Atalarımız, "Hazıra dağ dayanmaz" demiş. Biraz kağıttan, biraz elektrik, su ve yakıttan... Biraz porsiyonlarımızdan tasarruf edelim ki... Dövlet böyüklerimizin "Han-ı Yağma"sı bereketli olsun! Vatanseverlik=Reisseverlik bunu gerektirir!                                       *** YAPMA REİS! -Alo Haydar (Bektaş)! -Buyur müdürüm! -Tüp bitti. -Hemen müdürüm, Özer (Aydın)'le gönderiyorum! 15 dakika sonra Özer tüpümü değiştirdi, 130 TL'yi uzattım: -Müdürüm, 145 TL oldu! -???!!!.. Gözünü seveyim yapma Reis! N'olur artık doğalgaz, moğalgaz bulup, keyfimizi kaçırma. Yetti gari!                                       *** TEMEL’İN KOLESTEROLÜ Foto Fikret Ak: -Hoca, duydun mu? -Neyi? -Doktor Temel'e kolesterolün sınırda,demiş. Ertesi günü Temel soluğu, Cilvegözü'nde almış!                           *** GÜNÜN SÖZÜ: "Düşünmüyor, körü körüne birilerine biat ediyorsan; sen, sen değilsin, o birilerinin kölesisin!" (S.Ç.)                           ***
Ekleme Tarihi: 08 Temmuz 2021 - Perşembe

MERHABA!

Merhaba goreleden.com okurları!

Allah izin verirse, bugünden itibaren yazılarımı siz değerli dostlarımla paylaşacağım.

Beni tanıyanınız var, tanımayanınız var.

Tanımayanlar  için dilerseniz önce kendimi kısaca tanıtayım.

                                                           ***

“17 Ekim 1949 tarihinde Görele’nin Kuşçulu köyünde doğdum.

İlkokulu 3.sınıfa kadar, üç köyün (Karaburun, İsmailbeyli ve Kuşçulu) ortak okulu olan Karaburun İlkokulu’nda okudum.

Üçüncü sınıfa da 2 ay kadar bu okulda devam ettikten sonra, babamın mesleği (Şehir Hatları İşletmesi’nde Kaptan) nedeniyle 8 Kasım 1958’de Görele’den Aksu yolcu gemisi (eğri posta)  ile İstanbul’a hareket ettik, 5 günde İstanbul’a vardık.

Üçüncü sınıfı Üsküdar Halil Rüştü, 4.ve 5.sınıfları da Beykoz Ortaçeşme Hacı Numan İlkokullarında okudum.   

Beykoz Ortaokulu ve Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdim.

1974 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldum. 

İstanbul Bölge Müdür Yardımcılığı da dahil olmak üzere Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR)’nun çeşitli kademelerinde pek çok görev (işçi, memur, şef, müdür yardımcısı, yurt müdürü) ifa ettim.

Son olarak, bu kuruma bağlı Altunizade Öğrenci Yurdu’nda 25 yıl (5 yıl Müdür Yardımcısı, 20 yıl Müdür)  görev yaptıktan sonra, yaş haddinden dolayı, doğum günüm olan 17 Ekim 2014 tarihinde emekliye ayrılarak, bundan sonraki yaşamını sürdürmek üzere, doğduğum topraklara, Görele Kuşçulu köyüne kesin dönüş yaptım.

Aynı zamanda 35 yılı aşkın süredir gazetecilik de yapmakta olup, başta

Giresun Dergisi, Yeşilgiresun, Görele Haber, Karadeniz’den Günebakış, Karadeniz Postası gazeteleri olmak üzere çeşitli mahalli yayın organlarında ve arada bir de ulusal medyada çok sayıda yazım yayınlandı.

Giresun Gazeteciler Derneği tarafından düzenlenen yarışmalarda 4 yıl üst üste “Yılın Gazetecisi” (2’si köşe yazısı, 1’i Derleme, 1’i Kültür-Sanat) seçilerek “Birincilik” plaketleri aldım.

            Biri TRT Repertuarı’nda olmak üzere çeşitli bestekarlar tarafından TSM

formunda bestelenmiş 9 güftem olup, yazar ve editör olarak da şu 16 adet kitaba imzamı attım:

1.“Kemençenin Ordinaryüsü Picoğlu Osman” (2 Baskı), Melisa Matbaacılık, İstanbul, 2006 ve 2008.

2. “Giresunlu Şairler(Antoloji)”, Mamaşoğlu Yayıncılık, İstanbul, 1997.

3. “Anlayana(Mizah yazıları)”,Mamaşoğlu Yayıncılık, İstanbul, 1996.

4. “Yanlış Adres(Mizah yazıları)”,Mamaşoğlu Yayıncılık, İstanbul, 1999.

5. “Hariçten Gazel(Mizah yazıları)”,Umut Matbaacılık,İstanbul, 2007.

     Not: Bu son üçü mizahi köşe yazılarından derlenmiştir.    

6.“Dağarcığımdan Şiirler”, Remajans Yayıncılık, İstanbul, 2009.

7.“Kurtuluş Savaşı’nın Efsane Kahramanı TOPAL OSMAN (OSMAN AĞA)”   

     (2 Baskı),Arı Sanat Yayınevi, İstanbul, 2011.

8.“Görele’den Portreler (Albüm)”,Görele Belediyesi, 2011.

9 “Görele’den Portreler(2 Baskı), Arı Sanat Yayınevi, İst. 2014 ve 2018.

10.“Elveda Yurtkur/Merhaba Yeni Hayat(Yaşamı)”, Arı Sanat Y.,İst.2014.

11. “Göreleli Ressamlar”,Görele Belediyesi, 2018.      

12. “Kuşçulu Köyü/2020”,Arı Sanat Yayınevi, İstanbul 2020.

                        Müştereken kaleme aldığım kitapları:

13.“Kuşçulu Köyü Adres ve Telefon Rehberi”(Sadi Kaya’yla), Onur Y. 1997.

14. “Tüm Yönleriyle Görele Kuşçulu Köyü’97”(Sadi Kaya’yla),Onur Y. 1997.

15.“Görele Kültür Sanat Sempozyumu”(Sadi Kaya ve Ayhan Yüksel’le),

       Melisa Matbaacılık, İstanbul, 2005.

16. “Atatürk’ün Muhafız Birliği Kumandanı Topal Osman Ağa” (Çizen: Suat

      Yalaz, Yayına Hazırlayan: Seyfullah Çiçek), Giresun Vakfı, İstanbul, 1997.

            Ayrıca, yıllarca amatörce futbol oynadım, Beykoz Ortaçeşme Spor Kulübü,

MESAM, Giresun Vakfı, Üsküdar Giresunlular Derneği, Giresun Dernekler Birliği, Görele Dernekler Birliği, Kuşçulu Köyü Derneği, Giresun Gazeteciler Derneği, GİFSAD (İstanbul Temsilcisi) başta olmak üzere çok sayıda dernek ve kuruluşta aktif görevler üstlendim.    

Emekliye ayrıldıktan aktif olarak sonra siyasetle de ilgilenmeye başladım.

Ülkücü olarak 1969’dan beri sempatizanı olmaktan onur duyduğum MHP’nin düşünceme ters bir istikamete yöneldiğini görerek, İYİ Parti’nin Görele İlçe Teşkilatı’nın kuruluşunda yer aldım.

Halen Başkan Yardımcısı olarak görevime devam etmekteyim.

Aslen Bulancak’ın Burunucu köyünden olan 33 yıllık hayat arkadaşım Reyhan’ı 2004 yılında amansız hastalıktan kaybettim.

Emel (47) ve Oğuzhan (42) adlı iki evladım, Av.Hüma Güngör Çetinkaya (24) ve Reyhan Çiçek (9) adlı iki de torunum var.

            2017 yılında, köylüm (Kuşçulu Köyü Yasımlı mahallesi) Süreyya Yasım’ın kızı Dilek hanımla hayatımı birleştirerek ikinci evliliğimi yaptım.

Elli beş yıllık İstanbul yaşamımı 7 yıl önce sonlandırıp, emeklilik yaşamımı doğduğum topraklarda, köyümdeki evimde sürdürmeye karar verdim.”

Evet, bu tanıtımdan sonra izninizle haftanın çok konuşulan konularına geçebilirim.

                          ***

"ZAFER HAVALİMANI" MI, "HEZİMET HAVALİMANI" MI?

 

Efendim, AKP iktidarının, Kütahya Zafer Havalimanı'nın ilk 5 ay için yandaş

müteahhitlere verdiği yolcu garantisi 500.054 imiş.

Yazıyla; BEŞ YÜZ BİN ELLİ DÖRT!

Gerçekleşen yolcu sayısı ise 308!

Yanlış anlamadınız; 3.080 değil...

30.800 değil,...

308.000 hiç değil...

Yazıyla ÜÇ YÜZ SEKİZ!

Peki, aradaki farkı kim karşılayacak?

Sen, ben, o...

Siz, biz, onlar...

Yani millet!..

Bunların müteahhitleri tevekkeli, "Milletin şeyine şey yapacağız" dememişler!

Ha bu arada unutmadan sorayım:

Porsiyonları küçülttünüz mü?

Eminanım'a ayıp olmasın!

                          ***

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI VE "Z" KUŞAĞI

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş;

"Z kuşağına göre bir üslup belirlememiz gerekiyor" demiş.

Ha şunu bileydin!

Nefret dilini bırak, bir...

Atatürk'e lanet okumaktan vazgeç, iki...

Kula kulluk yapıp, yüce dinimizi siyasete alet etme, üç...

Müspet bilimin sesine kulak ver, dört...

Fakir, fukaraya Peygamber Efendimizin "Bir lokma, bir hırka" yaşamını örnek gösterip,

on bakanlığın bütçesinden fazla olan bütçeni babanın malı gibi har vurup harman savurma, beş...

Gerisi zaten kendiliğinden gelir!

                          ***

ÖYLE DE ALKIŞ, BÖYLE DE…

Tek Adam,"İbne Sina" dese alkışlayacaklar.

"Pardon, 'İbn-i Sina' diyecektim" dese yine alkışlayacaklar.

Böyle cahil, şuursuz bir kitle var, maalesef!

                          ***

TOSUNCUK

Bizim ünlü “Tosuncuk”, "Beni Türk adaletine emanet ediniz!" dercesine, gelip teslim oldu.

E, sonrası?..

Gerisi “Türk Adaleti”ne kalmış.

Bizce en fazla bir-iki yıl yatıp çıkar…

Sonra itibarlı bir vatandaş olarak yeniden aramıza katılır.

Peki, sizce eski işine döner mi?

Niçin dönmesin, engel mi var?

Hem de eskisinden daha güçlü olarak...

O da biliyor ki...

Memleketimiz -maşallah- “sığır ve koyun cenneti”!

 

                          ***

YARINKİ MENÜM!

Yarım porsiyon “Ejder meyveli kiraz tuzlusu”

Yarım porsiyon “Ekose etekli gomit tava”

Yarım porsiyon “Darı unlu galdirik kızartma”.

Yarım porsiyon “Sırgan”

Yarım porsiyon “Yağlaş”.

Yarım dilim ekmek.

Yarım bardak su.

Eminanım, porsiyonları azaltalım, demiş de!

                                      ***

SÖKE, SÖKE ALIRLAR!

'Milletin şeyine şey yapan' gözü doymaz yandaş müteahhitlerin...

Para babası yabancı sermayenin...

Senin, benim, onun, tüyü bitmemiş yetimin hakkını "söke söke" gasp etmesinden keyif

alan, zevk duyan "Yerli ve milli" irade:

"Biz gidip, yerimize siz gelirseniz; 'Paralarını söke söke alırlar...' diye sözüm ona aba

altından sopa gösteriyor.

Vay anam vay...

Vay babam vay!..

"Yerli ve milli ağızdan" çıkan lafa bak sen hele!

Eğer onlar gidip de, başkaları iktidara gelirse...

"Kanal İstanbul" müteahhitleri, dış sermaye kodamanları paracıklarını hem de döviz

cinsinden "söke söke" alacaklarmış.

Oysa bizim bildiğimiz "söke söke" almak tabiri, kazanımlar için kullanılır, kayıplar için

değil.

Nitekim Osmanlı Hanedanı'nın kaybettiklerini, Türk Milleti adına Başkomutan Gazi

Mustafa Kemal Atatürk söke söke geri aldı.

Yunan’dan söke, söke geri aldı!

İngilizden söke, söke geri aldı!

Bugün ise, Osmanlı torunları (!) tekrar geri vermenin hesabı içindeler.

Hem de kendi tabirleriyle;

"Söke söke!"

"Söke söke" alana "BAŞkomutan"...

"Söke söke" verene ise, "BOŞkomutan" denir!

BAŞkomutan'ın izindeyiz, verdirmeyeceğiz!

Artık "Söke Söke" mi olur, "Didim Didim" mi olur…

Gün olur "Yanlış hesap 'KANAL" dan döner...

Yanlış yapanlar da "BAĞIMSIZ TÜRK YARGISI"nın önünde ve Büyük Türk Milleti'nin huzurunda bunun hesabını verir!

Ne demiş atalarımız:

"Zulm ile abad olanan akibeti berbad olur!"

                                      ***

YERİM TASARRUFUNUZU!

Reis, kamu kuruluşları için "Tasarruf Genelgesi"yayınlamış.

Devlete (YURTKUR), son 25 yılı müdür olarak 43 yıl hizmet etmiş emekli bir bürokrat olarak bu genelge bana hiç de yabancı gelmedi.

"-Uzun resmi yazılarda kağıdın arkası da kullanılacaktır!

-Kısa resmi yazılarda yarım kağıt kullanılacaktır!

-Şehirlerarası telefon görüşmeleri kayıt altına alınacak, özel görüşmeler görüşenlerden tahsil edilecektir!

-Kalorifer yakıtı, su ve elektrik tüketimi asgariye indirilecektir! Belli bir standardı tutturamayan sorumlular hakkında soruşturma yapılacaktır!

-Öğrenci yatak odalarındaki, etüt salonlarındaki, koridordaki ampullerin fazlası

sökülecektir!”

Vs...vs...

Ne güzel, genelge değil mi?

Yeni genelgede de üç aşağı beş yukarı buna benzer maddeler olduğunu tahmin ediyorum.

E, kolay değil!

*15 VİP uçak su yakmıyor!

*KÜLLİYE'nin masraflarına dağ dayanmaz!

*Dolmabahçe ve Ahlat Sarayı'nın, Huber ve Vahdettin Köşklerinin, Okluk Koyu Malikanesinin arpası, suyu nereden gelecek?

*Üç, beş ve hatta on beş yerden maaş alan kaşarlanmış vekil eskilerinin, danışılmayan

danışmanların, eski güreşçilerin ballı maaşları nereden karşılanacak?

Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak...

Nereden çıkacak bunca masrafın karşılığı?

Atalarımız, "Hazıra dağ dayanmaz" demiş.

Biraz kağıttan, biraz elektrik, su ve yakıttan...

Biraz porsiyonlarımızdan tasarruf edelim ki...

Dövlet böyüklerimizin "Han-ı Yağma"sı bereketli olsun!

Vatanseverlik=Reisseverlik bunu gerektirir!

                                      ***

YAPMA REİS!

-Alo Haydar (Bektaş)!

-Buyur müdürüm!

-Tüp bitti.

-Hemen müdürüm, Özer (Aydın)'le gönderiyorum!

15 dakika sonra Özer tüpümü değiştirdi, 130 TL'yi uzattım:

-Müdürüm, 145 TL oldu!

-???!!!..

Gözünü seveyim yapma Reis!

N'olur artık doğalgaz, moğalgaz bulup, keyfimizi kaçırma.

Yetti gari!

                                      ***

TEMEL’İN KOLESTEROLÜ

Foto Fikret Ak:

-Hoca, duydun mu?

-Neyi?

-Doktor Temel'e kolesterolün sınırda,demiş.

Ertesi günü Temel soluğu, Cilvegözü'nde almış!

                          ***

GÜNÜN SÖZÜ:

"Düşünmüyor, körü körüne birilerine biat ediyorsan; sen, sen değilsin, o birilerinin

kölesisin!" (S.Ç.)

                          ***

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve goreleden.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.